Night Ride Across the Caucasus
Bir şarkı neden sevilir? Sayısız kişisel ve doğru yanıtın yanında, sanırım hiçbir zaman yanıtlamayacak bir tılsımdan; şarkıdan onu dinleyene akıp gelen bir ırmaktan, dalgalar boyunca kişiyi esir alıp götüren; yine de karşı koymadığımız, yanı başında anlam veremediğimiz bir gizemden söz edilebilir.
Herkesin şarkısı vardır. Yıllar boyunca içimizde yer tutup, bir gün, çok ilgisiz bir mekanda, belli belirsiz dilimize dolanıverir. Kimi zaman da çocukluğumuza, ilkgençliğimize alır bırakır. Hemen herkes yaşamıştır sanıyorum: kenar mahallelerden birinde, küçük bir bakkal dükkanı vardır. Yaşlı bakkalın tezgahı küçük, rafları gazete kağıdı kaplıdır. İşte o bakkala adım atar atmaz, yıllar zamandan bağımsız biçimde içinizden geçer: o koku, o atmosfer, o bulanık resim, çok uzaklardan ama çok tanıdık bir sesle sizi çağırır.
Şarkılar da aynı etkiyi yapar elbette; çünkü ses de koku, renk ve biçim kadar etkilidir kişinin hayatında. Üniversite yıllarının neredeyse tamamı şarkılarla anımsanır. Hiçbir zaman büyük popülerlik kazanamayacak şarkılar, gençlik yıllarının kilometre taşlarını oluşturur; yeniyetmelikten olgunluğa geçişte kişiye yol gösterir.
Loreena McKennitt, Kanada’dan yola çıkıp yolu Çerkeslerle kesişince, bu özel şarkılardan birisine imza atmıştı. Kafkasların otantik, gizemli, tılsımlı, yüksek coğrafyasına binyılların hüzünlü tarihi eklemlenince, ortaya çıkan şarkının bir başyapıt olması kaçınılmazdır. Nitekim, şarkıdaki at imgesi; gece yolculuğu, karanlık, orman, ağaç gibi motiflerle birleşiyor. Bütün bunlar McKennitt’in buğulu sesinde titreşince, şarkıdaki söz gerçeklik kazanıyor: “Zamanın sınırlarının şimdi çalkalandığı (tartışıldığı) yere, ormanın katedrallerinde, şimdi kayıp olan dillerin kelimeleriyle, cevapları bul, soruları sor.”
İyice sessiz ve karanlık bir gecede, zamandan ve mekandan uzakta, saf hüzne ve doygun müziğe kendinizi bırakın.
Şarkının nalmes tarafından yapılan çevirisi:
there are visions, there are memories
görüntüler var ve hatıralar
there are echoes of thundering hooves
gürleyen nal seslerinden yankılar
there are fires, there is laughter
ateşler ve gülüşmeler
there’s the sound of a thousand doves
binlerce güvercinden sesler
nakarat:
[ride on through the night ride on]
[sür atını tüm gece boyunca sür]
ride on through the night ride on
sür atını tüm gece boyunca sür
in the velvet of the darkness
karanlığın kadifemsiliğinde
by the silhouette of silent trees
sessiz ağaçların siluetlerinde
they are watching waiting
izliyorlar ve bekliyorlar
they are witnessing life’s mysteries
hayatın sırlarına şahitlik ediyorlar
nakarat x2
cascading stars on the slumbering hills
uyuyan tepelerdeki çağlayan yıldızlar
they are dancing as far as the sea
dansediyorlar denizler kadar
riding o’er the land, you can feel its gentle hand
at sürerek (o) topraklarda, hissedebilirsin o nazik eli
leading on to its destiny
rehberlik ettiği kendi kaderi
nakarat x2
take me with you on this journey
beni de al yanına, bu yolculuğunda
where the boundaries of time are now tossed
zamanın sınırlarının şimdi çalkalandığı (tartışıldığı) yere
in cathedrals of the forest
ormanın katedrallerinde
in the words of the tongues now lost
şimdi kayıp olan dillerin kelimeleriyle
find the answers, ask the questions
cevapları bul, soruları sor
find the roots of an ancient tree
kadim bir ağacın köklerini bul
take me dancing, take me singing
benimle dans et benimle söyle
i’ll ride on till the moon meets the sea
(zira ben,) ay denize kavuşuncaya kadar at süreceğim.
nakarat x2

Kafkasların Hüzünlü Şarkısı
31 Mart 2010 





Bir şarkıyıda diğer herşey gibi güzel yapan bir süre sonra üzerine sinen anıların kokusunun bir zaman tüneline dönüşmesidir. Müzik devam ederken zamanda bir kara delik açmışcasına sanki paralel bir evrende başka bir hayatın devam ediyorda, uzaktan onu izliyormuş gibi şizofreni bir duygunun sana “vay be hakkaten güzel zamanlardı” dedirtmesidir.
Peki bu eskiye özlem mi? Ya da artık eskisi iyi veya dolu dolu anıların yerini tek düze bir hayatın almasından kaynaklanan “nasıl geçti habersiz” diye başka bir şarkının sözlerini mırıldanmak mı? Olabilir… Ama daha önemlisi dediğiniz gibi belki kimsenin dinlemediği bir şarkıya, hayatın büyük bir bölümünü sığdırmak ve bir çırpıda olan bitene film izler gibi bakıp bir nevi büyük resmi görme hadisesi. O şarkı çalıpda sen olan biteni anlatmaya çalışırken aslında seni kimsenin tam olarak anlayamaması, fakat seninde o anda o şarkıyı ilk dinlediğin zaman etrafındaki kokuların ve hatta tadların bile bulunduğun mekana buram buram dolmasıdır…
Konu Loreenna ise Mevlana’nın dediği gibi “Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşır” sözündeki gibi biz ne dediğini tam olarak anlamasak, bilmesek hatta bilmek istemesek bile o farkında olmadığımız kelimeler bizi çoğu zaman havanın henüz aydınlanmakta olduğu, puslu ve dağlarla kaplı bir yeşilliğin ortasında, etrafımızda beyaz atlar dolanırken yüzümüzde hoş bir tebessümle buradan çok uzaklara, hayatın artık unuttuğumuz başka bir kısmına götürmesine yeter. Aslında Dünya’nın başka bir bölgesinden gelen o kadife ses bize gökyüzünün derinliklerinden ilahi bir mutluluğun tınısı gibi gelir.
Sanıyorum bu kadar içli yazmamda geçen sene Loreena’nın konserine gidememiş olmamın etkiside büyük. Yıllar sonra memleketimin iki şehrine gelipte, gidemeyip evde konser videosunu içli içli izlemişliğimin travması hala daha sıcacıktır
Siz ne kadar benim anılarımı göremiyecek ve o dönem kokladığım havayı soluyamayacakta olsanız üzerine buram buram anılar sinmiş iki şarkıyı bir bahaneyle altta paylaşıyorum…
//Highwayman http://fizy.com/s/124223
//Mummer’s Dance (Mummers’ Dance Through Ireland) http://fizy.com/s/101s0v
[Yanıtla]
Boray Biçer diyor ki:
2 Nisan 2010 ~ 01:12
Evde konser videosunu içli içli izlemişliğimin travması hala daha sıcacıktır sözün çok hoşuma gitti. Ben de çok benzer duygularla izledim bir konserinin DVD sürümünü.. Loreena’da başka bir tını var bence de: kişinin kendisine yönelik bir empati yaratan, gönlünü çelen bir büyülü atmosfer yaratıyor. Dinleyelim, dinletelim.
[Yanıtla]
bu yazıyı bu kadar güzel yapan sanırım senin o konsere gidememiş olman :] tabii ki olay bu kadar da vahim değil. paylaştığın şarkılardan durumunu anlamak mümkün..
güzel bir yazıydı, teşekkürler..
[Yanıtla]