Şarkı İzlemek

Michel Tournier, kitaplarından birinin Braille alfabesiyle basımı dolayısıyla yazdığı olağanüstü bir önsözde,  görmeyen okurlara seslenir. Görmeyenlere yönelik bir kitap pek tuhaf gelmiştir yazara: harfler görsel imgelerdir, kitap somut bir nesnedir çünkü. Parmak uçlarıyla gören okur, dokunulan bir nesneden edineceği sanatsal veriyi, dış dünyanın somut görsel verileri olmaksızın, olabildiğince saf, neredeyse saltık biçimde alımlayacak; kim bilir belki de metnin salt anlamına en çok o yaklaşacaktır. Sonuçta metin, bir önsözü aşarak, görsel imgelerin çağdaş yaşamdaki olumsuz yerine yönelik enfes bir denemeye dönüşür.

(…) sizler ki sürekli olarak gözleriniz kamaşmıyor, flaşlarla gözleriniz kararmıyor, ışıklandırmalarla şaşırıp kalmıyorsunuz, bana bildiğinizi söyleyin. Bana dokunulan kitapların ve okşanan nesnelerin arı ve tatlı bilgeliğini anlatın.

Popüler kültürün en çok yaslandığı teknik, sayısız görsel imgenin üst üste bindirildiği, böylece alımlayıcının görsel algısının aynılaştırıldığı; alıcının kitleden yığına dönüştürüldüğü bir süreçtir. Sanırım biz bu süreci en çok günümüz popüler müziğinde yaşıyoruz. Şarkıların video kliplerini, Batı’da kısa film estetiğine ulaşmış bu fragman estetiğini, basit bir sunum aracı olmaktan çıkarıp şarkıyı taşıyan bir bütüne ulaştırmaya çalışıyoruz. Sonuçta, herhangi bir albümün bütün şarkılarına yönelmektense, videoklipleri izlemekle yetiniyoruz.

Mustafa Ceceli’nin “Dön” adlı şarkısını dinliyorum. Sözleri Sezen Aksu’ya ait şarkıda önemli bir anlatım bozukluğu var. İşin tuhafı, bu bozukluğun giderilmesi, prozodiye aykırı olmadığı gibi, dinleyiciyi rahatsız edecek bir ses dizgesini de içermiyor.

Çoğaldı gitgide yokluğun dağ gibi
Atılmış üzerine ağ gibi
Zaman ilaç değil, yanmaya alıştıran
Hepsi sönse de yanan tek bir çerağ gibi

Kim bilir kaç ilkbahar yaz
Sonbahar kış, aylar mevsimler derken
Seneler sensiz geçti
Büyüdü ağaç oldu çoktan ektiğimiz fidanlar
Gölgesinde kaç gün geceyi zor ettim

Dön dayanamıyorum artık
Dön bu ne çok yalnızlık
Çık gel ne olursun apansız
Hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız

Uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
Tükenmiyor ümit, bir olmazı bekliyorum
Bulur mu bulur beni de günün birinde bir mucize
Duayı duaya ekliyorum

Dön dayanamıyorum artık…

Hemen fark ediliyor tabii: fidan ekilmez, dikilir. Bu şarkının yazılma süreci boyunca, kim bilir kaç kişi bu sözleri duymuş, üzerinde düşünmüş ve yeniden değerlendirmiştir. Çok sayıda zihnin algısından geçtiği halde, neden bu anlatım aksaması düzeltilmez? Sanırım bunda, Sezen Aksu’ya bunun bir yanlış olduğunun belirtilememesi önemli bir rol oynuyor. Mustafa Ceceli’nin usul yorumunun şarkının bütününe yönelik bir beğeni oluşturması da mümkündür ve gerçekleşmiştir. Bu durumda şarkının sözleri de değerlendirilemez olmaktadır.

Ferhat Göçer, “cenneti değişmem saçının teline” derken de aynı hatayı yapıyordu. Şarkıyı her söylediğinde, hata yapmaya devam etmektedir. Peki ne yapılmalı? Sanırım çözüm, acemisinden ustasına, hemen her şarkı sözü yazarının iyi bir edebiyat okuru olmasından geçiyor. Ben kendi payıma, şarkı sözü yazarından düzenlemeleri yapanlara; yorumculardan imaj yöneticilerine kadar herkesin dil konusunda duyarlı olmasını bekliyorum.

Yazdır Yazdır

“Şarkı İzlemek” için 1 yorum yapılmış »

  1. Yücel Önder 2 Temmuz 2010 ~ 03:36

    Hocam yazınızda değindiğiniz şarkılardaki anlatım bozukluklarıyla ilgili geçen hafta internetten, ezberimde olan şarkılardan/türkülerden ve okuduğum şiir kitaplarından bir derleme yapmıştım. Otuz dört cümleden oluşan bu derlemeyi buradan sizlere sunuyorum. Aslında şarkılarda anlatım bozukluğu olur mu orası tartışmaya açık; ama pop kültüründe hızla tüketilen şarkıcıklarda fazlasıyla var. Onları anlatım bozukluğu olarak rahatlıkla mimleyebiliriz. Tabii ki usta şairlerin kaleminden çıkmış şiirlerde de anlatım bozuklukları olabiliyor. Bu anlatım kusurları da şairin mahir kaleminde öyle eriyor ki lirizm içinde kayboluveriyor.
    Saygılarımla… Yücel Önder. :)

    1.Bir zamanlar ben de deli gibi sevdim.
    O bana dert ben ona mutluluk verdim.

    2.Geçen cuma gelecektin./Aylar oldu gelmedin.

    3.Umduğum dağlara karlar mı yağdı?

    4.Bana gözün gibi baksan, el üstünde tutsan.

    5.Yemin etme, tutamazsın/Yükselirsen duramazsın/Bu yerlerden kaçamazsın./Tek başına yapamazsın.

    6.Sallanmaz o kalkışta ne bir mendil ne bir kol.

    7.Bir çizik attım gönlüme, kanattım.

    8.Sevdamızın adı berrak, sonu toprak, dönen alçak olsun.

    9.Başımı alıp gideyim gurbet ellere Ne sen beni unut ne de ben seni.

    10.Atlastan bakardım nereye gitti. Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

    11.Ay bir yandan sen bir yandan sar beni.

    12.Seni nasıl sevdiğimi bir ben bir Allah bilir.

    13.Birçok güzeller sevdim./Birini biraz fazla.

    14.Ne seninle ne de sensiz olmuyordu.

    15.Zaman mı değişti yoksa ben mi?

    16.Üzgünüm; ama ilk kez tanıştığım birine telefonumu veremem.

    17.Hayat beni neden çok yoruyorsun?/ Madem çok günah oyunu neden sen bozuyorsun?

    18.Seni istiyorum, seni seviyorum.

    19.Kulaklarımda uğru uğru uğultular/ Ben günlere yanarım, günler bana.

    20.Sen kalem ol ben de kağıt/ Yaz beni yarim yarim.

    21.Biz Heybeli’ de her gece mehtaba çıkardık/Sandallarımız neşe dolar zevke dalardık.

    22.Arayanlar hiçbir yerde inananlar dualarda buldular.

    23.Şaşıran sen mi yoksa ben miyim bilemedim.

    24.Bana gözün gibi baksan, el üstünde tutsan.

    25.Ben seni severim./ Çok seni severim.

    26.Kötü günlerin henüz gelmedi daha.

    27.Ne seni ne kendimi ateşe atamam.

    28.Bu dünya ne sana ne de bana kalmaz.

    29.Sen bize layıksın biz de sana İstanbul.

    30.Yoksa mani yoksa engel.

    31.Bırakamam, terk edemem, ben gitmem bu şehirden.

    32.Kapı çalınıyor, kapatıyorum.

    33.Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden/ Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.

    34.Ben gidersem sazım sen kal dünyada/Gizli sırlarımı aşikar etme.

    [Yanıtla]

Yorumlama Birimi