Tadımlık »
Büyük Diktatör, tüm zamanların en güzel filmlerinden birisi; benim de en sevdiklerimden biri.. İkinci Dünya Savaşı’nın olağanüstü bir parodisi olmasının yanında, Chaplin’in filmografisinde çok önemli bir yer tutan bu filmi herkese tavsiye ediyorum.
Filmin sonundaki ünlü tiradı buraya alıntılamak istedim. Metin bir konuşma olmasına rağmen, yazı dilinde de çok etkileyici.. Kaynak
Özür dilerim, ama ben bir imparator olmak istemiyorum. Bu benim işim değil. Ben, kimseyi yenmek veya yönetmek istemiyorum. Ben, mümkünse herkese yardım etmeliyim: Musevi, Musevi olmayan, siyah veya beyaz olana. Hepimiz birbirimize yardım etmek isteriz. Bu insanlığın getirdiği bir olay. Birbirimizin perişanlığını değil, mutluluğunu görmek-yaşamak isteriz. Birbirimizden nefret etmeyi ve küçük görmeyi de istemeyiz. Bu dünyada herkes için bir yer var ve dünya hepimizi geçindirecek kadar zengin. Hayat yolu özgür ve mutlu olabilir, ama biz bu yolu kaybettik. Hırs insan ruhunu zehirledi, dünyada nefretle dolu barikatlar kurdu, kan dökme ve acının içine sürükledi. Hızımızı artırdık ama kendimizi kilitledik. Bize zenginliği veren mekanizma, bizi isteklerin içinde bıraktı. Bilgimiz bizi alaycı, zekâmız sert ve kırıcı yaptı. Çok düşündük ama az hissettik. Makinelerden çok insanlığa ihtiyacımız var, zekâdan çok da iyilik ve kibarlığa. Bunlar olmadan hayat vahşi olur ve bizler de kayboluruz. Uçak ve radyo bizi daha çok bir araya getirdi. Bu buluşlar insanlığın iyiliği, evrensel kardeşliği ve birliği içindi. Şimdi bile benim sesim bütün dünyada suçsuz yere hapse atılmış ve işkence görmüşlerden sistemin kurbanlarına ve ümitsiz insanlara kadar milyonlara ulaşıyor. Beni duyanlara sesleniyorum, ümitsizliğe kapılmayın. Üzerimizdeki bu acı, insanlığın ilerlemesinden korkanların hırsı yüzündendir. İnsanların nefreti geçecek, diktatörler ölecek, halktan alınan güç tekrar halka iade edilecektir. İnsanlar ölmeye devam ettikçe, özgürlük hiçbir zaman yok olmayacak. Askerler! Kendinizi köleleştiren, küçümseyen, ne yapmanızı ne hissetmenizi söyleyenlere vermeyin. Sizi deneyen, sürüymüşsünüz gibi sürenlere, savaş zayiatı olarak sunanlara karşı koyun. Siz makine ya da hayvan değil, insansınız! İnsanlığın sevgisini yüreğinizde taşıyorsunuz! Nefret etmeyin! Sadece sevmeyen ve normal olmayanlar nefret eder. Askerler! Kölelik için değil özgürlük için savaşın! Luka’nın 17. Kısmında, Tanrı’nın krallığının insanların içinde olduğunu, seçilmiş bir topluluğun değil bütün insanların içinde, arasında olduğu söylenmekte. Makineleri ve mutluluğu yaratacak olanlar da bu insanlardır, özgür ve güzel bir hayatı yaratacakları gibi. O durumda, demokrasi adına bu gücü biz kullanalım. Hepimiz birleşelim. Yeni, gençlere çalışma, yaşlılara güvenlik veren bir düzen için savaşalım. Bunların yanında, sertliğin gücü artırdığını söylerler. Yalan söylüyorlar! Bu sözlerini hiçbir zaman tutmayacaklar. Diktatörler kendilerini özgürleştirirken insanları köleleştirirler. Şimdi biz sözümüzü tutmak için savaşalım. Özgür, sınırları kaldırılmış, açgözlülük, nefret ve şiddetin olmadığı, dünyayı ilerlemeye, insanlığı da mutluluğa götürecek şeyler için savaşalım. Askerler, demokrasi adına, hepimiz birleşelim!
