Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet şiiriyle ilk kez, ortaokulda tanışmıştım. Livaneli albümlerinden adını duymuştum ancak bir “okur”, özellikle “şiir okuru” sayılamayacağımdan kendisine yaklaşmamıştım. Şiirleriyle kitap boyutunda ilk kez, mavi renk üzerine yakışıklı portrelerinden birisi işlenmiş, “Sevda Ateşten Gömlek” başlıklı bir kitapta karşılaştım. Bu kitabın, Bilgi Yayınevi için merhum Asım Bezirci’nin düzenlediği Nâzım Hikmet: Bütün Şiirleri edisyonunun kitaplarından birisi olduğunu sonradan fark edecektim.

MaNga

17 Şubat 2010 günü Isparta’dan MaNga geçti. Süleyman Demirel Üniversitesi Doğu Yerleşkesi Spor Salonu hıncahınç doldu; genç kitle salona sığmadı. Binlerce kişinin hep bir ağızdan söylediği şarkılar inanılması güç bir atmosfer yarattı. Bir kez daha, “iyi” müziğin insanları bağlayan, onları yaşama katan gücüne tanık olduk. Yaşanması gereken bir müzik ziyafetiydi. Yazının devamında görebileceğiniz, konserde çektiğim birkaç fotoğraf, sanırım gecenin görkemi hakkında bilgi verecektir. Bu değerli grubun müzik kariyerinin uzun soluklu olmasını dilerim.

Lara Fabian ~ Je t’aime

Fransızcanın aşk şarkılarına çok yakıştığı bilinir. Lara Fabian, Ünlü Je t’aime (Seni seviyorum) adlı şarkısını seslendirdiği konserinde bir şarkıcının hayatı boyunca alacağı en büyük ödülü alıyor. Seyircisinin, dinleyicisinin, hayranının karşılıksız, içten, hesap – kitapsız, yalansız katılımıyla kim bilir içinde ne fırtınalar kopuyor! Bir kez daha sanata, sanatçıya ve onların hayatımıza kattığı olağanüstü değere gıptayla bakıyoruz. İyi ki sanat ve onu var eden iyi sanatçılar var: doğrusu, yaşam onlar olmadan gerçekten çok çekilmez olurdu.

Uğur Mumcu

Cumhuriyet değerlerinin yılmaz savunucusu, hukukçu, araştırmacı gazeteci, değerli insan Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucunda suikaste kurban gitmişti.

Mumcu, hayatını çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti için aydınlanmaya harcamıştı. Bugün pek çokları tarafından fütursuzca kullanılan yarı-aydın tanımını o yapmıştı: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz.”

Üzerinden 17 sene gibi uzun bir süre geçince, yeni kuşak gençlerin Uğur Mumcu ölçeğinde bir değerli insanı tanıması zorlaşıyor. Kaybedilen her değer, hayatımızdan da götürüyor. Farkına varmak, bilinçlenmek, aydınlanmayı ve Cumhuriyet değerlerini ödenecek en ağır bedel pahasına savunmak gerekiyor. Bu her şeyden önce, insan olmamızın bir gereğidir. İşte bu nedenle, her 24 Ocak’ta Uğur Mumcu ve onun temsil ettiği büyük düşünce yeniden ve taptaze anımsanmalı; insanlar yaşadıkça..